jump to navigation

Issız Adam December 27, 2008

Posted by Murat in : Sinema , comments closed

Binbir çabanın sonunda Issız adamı dün akşam seyrettim. Kız arkadaşım ile gösterime girdiği hafta seyretmek istesekte illa gençtürksel günü gitmek için çabalamamız, uzun kuyruklar ve bir türlü bilet bulamamamız nedeniyle bugüne kadar sarktı. Aslında filme gitmeden önce film hakkında bazı önyargılarım vardı. Örneğin Alper karakterinin gay olduğu ve filme gidenlerin salya sümük içinde kaldıkları gibi. Ancak Çağan Irmağ’ı tebrik ediyorum. Babam ve Oğlum filmi kadar olmasada filmi beğendim. Her ne kadar aşk meşk filmi zannı ile gidenler çoğunlukta olsada ve giden bayanlar daha film başlamadan ağlamaya kendilerini şartlamış olsalarda film sonunda edindiğim intiba, bu filmin aynı Babam ve Oğlum filminde olduğu gibi sosyal içerikli mesajları olan ve toplumsal bazı sorunlara ışık tuttuğu yolunda. Film’deki Alper karakteri Tarsus’lu bir ailenin çocuğu ve ailesinden uzakta İstanbul’da yanlız yaşıyor. Kendisine ait bir lokantası var. Ancak görüntüde kendine güveni çok fazla ama gerçek aşk karşısında şaşkın ve çaresiz bir insan. Alper sapkınlık derecesinde kadın bağımlısı bir erkek bence. Beraber olduğu kadınlar da hayatta mutluluğu bulamamış tipler. Tesadüfen de olsa Ada ile tanışması ve sonrasında gelişen olaylar bir insanın hayatını nasıl hoyratça harcayabileceğine güzel bir örnek.  Ayrıca belirtmeliyim ki film klişe bir çok sahne ve konuşma içermekte. Benim en sevdiğim replik Alper’in Ada’ya kendisinden ayrılmak istediğini söyledikten sonra Ada’nın söylediği “Karda uyuduğunu sanıyorsun ama öldüğünün farkında değilsin” demesi. Filme 80′li yıllara ait Ayla Dikmen, Hümeyra ve Nil Burak gibi sanatçıların romantik aşk şarkılarının eşlik etmeside aslında filmdeki romantik havayı tepeye taşıyan en önemli etken olmuş bence. Eminim bu filmden sonra eve giden bir çok kişi benim gibi bu şakıları dinlemiştir. Aslında bu şarkıları çıkardığınızda film bir aşk filmi olmaktan çok sorunlu bir adamın 1,5 aylık aşkını nasıl yok ettiğini anlatan bir film olurmuş.  Filmde en vurucu sahne ayrılmalarından 4-5 yıl sonra tesadüfen karşılaşan Alper ile Ada’nın birbirlerine hayatları ile ilgili yalan söylemeleri ve bu esnada gerçekleri içlerinden sayıklamalarını gösteren sahne. Ayrıca bu esnada çalan Ayla Dikmen’in şarkısı.

Sonuç olarak benim çıkardığım en önemli netice kadınların erkekleri bozduğu, arıza yapmalarına neden olduğudur. :) Bu filmde bunun en güzel örneği. Gittiğime deydimi? Evet sanırım. Belki eski şarkıları hatırlamak adına.

Heat December 27, 2008

Posted by Murat in : Sinema , comments closed

Başrollerinde Al Pacino ve Robert De Niro’nun paylaştığı ve yönetmenliğini Michael Mann’in yaptığı bu muhteşem filmi bu gece tekrar seyrettim. Yıllar önce seyrederken aldığım keyifle daha ilk sahnesinden itibaren film sizi kendine bağlıyor. Adeta büyülüyor. Böyle filmlerin artık pek sık yapılmadığını söyleyebilirim. Çok sıkı polisi canlandıran Al Pacino ile bir soyguncuyu canlandıran Robert De Niro gerçekten keyif veriyor. Özellikle filmindeki banka soygunu sahnesinde heyecan doruğa çıkıyor. İzlemeyenlere tavsiye ederim. Eğer film arşivi yapmaktan hoşlanıyorsanız izledikten sonra dvd sini saklamak isteyeceğinizden eminim. Bu arada film 2 saat 40 dakika sürüyor.